Yeditepe Üniversitesi ve Ergenekon; Kriz mi, konumlandırma için bir şans mı?
Bugünün sıcak gelişmesi, Ergenekon operasyonu kapsamında Bedrettin Dalan’ın gözaltına alınmak üzere aranması ve Yeditepe Üniversite’sinin tabir-i caizse “basılması” oldu.
Basındaki yansımaların yorumlarına kısaca baktığımızda toplumun çoğunluğunun öfkesini, ancak bu konuda hiç bir şey de yapmadığını görebiliyoruz (ki bu, utanılması gereken esas durum olmasına rağmen, konumuz olmayacak
Yeditepe Üniversitesi burada bir kriz yaşıyor gibi görünüyor, ancak yapmaları gereken, bu gelişmeleri, iletişimde bir fırsata çevirmek.
İlk olarak, Yeditepe Üniversitesi, muhafazakar görüş karşıtlarının gözünde geleneksel iletişim metotlarıyla kolay kolay oturamayacağı “Cumhuriyet ve Atatürk Devrimleri’nin meşalesini tutan, bunun için de karartılmaya çalışılan” bir organizasyon pozisyona bu kriz ile oturmuş oldu.

Bunun avantajını kullanmak için elini kolunu bağlayarak oturmayıp, bir buzz yaratmak gerekli. Mevcut politik ortam, basına konuşacak tipte sözcülerin ortaya çıkarak üniversite’nin duruşunu sağlamlaştırmak ve medya’da ses getirmek için uygun durumda.
Doğan Grubu medyası ile ilişkileri baz alındığında, Yeditepe Üniversitesi bu gelişmelerin ve açıklamaların haber yapılmasında etkin olabilecekleri gibi, pazarlama iletişimi karmasını da doğrudan bu duruşunu desteklemek için kullanabilir.
Öte yandan, oluşumun simgesi ve baş aktörü Bedrettin Dalan’ın yurda dönme kararını bu kadar hızlı bir şekilde alması, akıllarda filizlenecek muhtemel soru işaretlerini de ortadan kaldırdığı gibi, oğlu ve arkadaşlarının gözaltına alınması da mağduriyet sebebi yaratıyor.
Geriye PR ve diğer iletişim enstrümanlarıyla bu durumun getirdiği konumlandırma algısını pekiştirmek kalıyor.
Yeditepe Üniversitesi Halkla İlişkiler Departmanı paralize olup, gelişmeler karşısında elini kolunu bağlayarak oturacak mı, yoksa politik ve ekonomik baskılardan korkmadan, istemeden düştükleri bu durumun avantajını kullanabilecekler mi zamanla göreceğiz…
Tags: Eren Kumcuoglu

Ocak 9th, 2009 at 13:12
Eren,
Yorumuna tamamen katılıyorum. Ama önemli bir noktayı atlıyorsun gibi. Bu dediğin olay Bedrettin Dalan aklandığında gerçekleşebilir. Ergenekon denen şeyde onun da bir katkısı olduğu kanıtlanırsa bu şey yine de gerçekleşebilir mi?
Ocak 9th, 2009 at 13:59
Bilal,
Hoşgeldin diyeyim öncelikle =)
Doğrusunu söylemek gerekirse, Bedrettin Dalan’ın kolaylıkla aklanacağını pek düşünmüyorum. Zira, hepimizin farkında olduğu üzere, süreçler kesinlikle demokratik bir şekilde işlemiyor, bir çok durum manipule edilmeye müsait.
Burada da Ergenekon denen “şey”i iyi tanımlamak gerekiyor.
Elde iki fanatik grup var. Bir grup için derin devlet’in çökertilmesi, diğer için ise Cumhuriyet’e karşı oynanan tehlikeli bir oyun.
Konuşulması gereken kitle elbette ki ikinci grup olacağından (ve bu tip düşünceler/inançlar kolayca değiştirilemeyeceğinden) ötürü Yeditepe Üniversitesi bu zümre için bu şansı rahatlıkla yakalayabilir diye düşünüyorum.
Dipnot: Fanatizm diyorum ya, Bedrettin Dalan’ın adı aklanmasa dahi sonuca varılabilir…