E-postalar alarm veriyorsa

Hayran olduğum pazarlama dehalarından  bir tanesi de Aaronson Group CEO’ su Jack Aaranson’ dır. Nedenlerim basit: İyi yazar, güzel takip eder, kontağa zorlayan bir tarzı vardır ve bunu okurlara hiç farkettirmeden içten içe ulaştırır. Bir anda kendinizi yazısına yorum yazarken bulma ihtimaliniz bir hayli yüksektir. Ya da şöyle söyleyebilirim: Beni gerçekten çeken içeriklerle kendisiyle kontağa geçmemi sağlar. Bu haftasonu Clickz’ de 2 tane yazısını okudum ve yine bir yorum yazma isteğim oluştu. “Is e-mail still important” ve “e-mail complaints? It’ s your fault”.

Birincisinde e-maillerin önemli olduğu dönemlerden bir anda spam oluşumuyla geldikleri noktalara değiniyor. Bu yazıyı okurken bir anda Türkiye’ de e-mailing sisteminin geldiği noktalar dikkatimi çekti. Interaktivitede her ne kadar biz dünyayla aynı hızda gidiyoruz desek de yalan. Gitmiyoruz itiraf edelim. Biz hala gerilerdeyiz. Ne yazık ki! Kimse suçu artık düşük penetrasyonlara atmasın. Interneti o kadar düşük kalitede kullanıyor ve kullandırtıyoruz ki kimse penetrasyondan bahsetmesin. Kimsenin de umrunda değil bence penetrasyon. 100 kişiye ulaşayım ama hepsi benim hedef kitlem olsun, veritabanım sağlıklı olsun. Peki o zaman uygun proje sunulduğunda neden “insanlar bu kadar yoğun bilgisayar kullanmıyor ki!” diyoruz. O zaman neden penetrasyonla ilgileniyoruz da gerçekte ilgilenmediğimizi bir türlü söylemiyoruz. İşte bu yüzden gerideyiz biz. Penetrasyonla ilgisi yok!

Aaronson yazısında insanların kendisine kara listelerle, karşılıksız e-mail adresleriyle ilgili soruların yanında e-maillere gelen şikayetlerle ilgili neler yapabileceklerini sorduklarını yazmış. Cvp basit: “teşekkür edin.” Çünkü e-mailing aslında çift yönlü bir iletişim aracıdır, pek çok şirketin yanlış kullandığı gibi çift yönlü değil diyor Aaronson. İçerikte fayda sunamıyorsanız, tabii ki şikayet edecekler.(yaşasın doğumgünü mailleri ile ilgili yazdığım yazıda da bunu söylemiştim işte FAYDA) Teşekkür. Teşekkür edin ki mesajı okuduğunuz ve ilgilendiğiniz anlaşılsın. Eeee? Maillerin içine içerikten memnun olup olmadıklarını soracak testler koyun diyor bir de. Bunları biz de biliyoruz derseniz bir tezi var Aaronson’ un:

Eğer şikayetlerin yüzdesi % 20 ise, bilin ki gerçek şikayet yüzdeniz % 70′ tir. Kalan % 50 birşey döylememiştir. Şikayet edenler anlık olarak aillerinizden şikayetçi değillerdir. Belki2, belki 4, belki 6 ay önce nefret ettirdiniz. Sonunda öyle bir noktaya geldi ki şikayete başladılar. Size birlikte hareket edebileceğiniz bir nokta sunuyorlar. Bu yüzden teşekkür edin.”

Düşününce rahatlıkla mail listesinden çıkıp gidebilirlerdi. Maillerinizi düzeltmeniz için sizden yardım istemiyorlar, size yardıma hazırlar. Bunu kullanmak lazım, ama akıllıca :)

* Not: Bu yazı 2006′da yazılmıştır ve hala geçerliliğini koruması ilginçtir.



Tags: