Archive for Temmuz, 2009

Yanınıza Sosyal Medya’ya hakim birilerini aldıktan sonra sıra, mesajınızı taşıyacak insanları ve stratejinizi belirlemeye geldi.

Stratejinin ve mesaj taşıyıcıların seçiminin eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi elbette ki en sağlıklı yol. Ancak bu değerlendirmelerden önce sizin ya da yanınızdaki yol göstericinin aklında mutlaka öne çıkan bazı isimler olacaktır.
Bu seçimi yapmadan önce bazı seçim kriterleri belirlemeniz faydalı olacaktır.

Önce tanıyın!
Birlikte çalışacağınız isimlerin yarattığı etkileri, itibarlarını ve güvenilirliklerini araştırın.
Geleneksel basında olduğu gibi, burada da tarafınızı iyi seçmeniz gerekiyor.
Ürettiği içeriğe özen gösteren, okuyucularına saygısı olan ve isminizin yan yana durmasından çekinmeyeceğiniz kişiler genellikle doğru taraftır.

Popülerlik o kadar da önemli değil…
Yaratacağınız etkinin farkı, yayıncının ve takipçilerinin niteliğiyle doğru orantılı olarak artıyor. 5000 kişinin takip ettiği düşük nitelikli yayınlardan ziyade, 1000 kişinin takip ettiği dolu içeriklerin yanında durursanız ağızdan ağıza etkisi ile birlikte yaratacağınız etkinin daha yüksek olacağını aklınızdan çıkarmayın.

İletişim yeteneklerini gözden geçirin.
FriendFeed gibi microblogging araçları sayesinde artık Sosyal Medya katılımcılarının çevreleriyle etkileşimlerini daha açık takip edebilir hale geldik. Bu araçlar size kimlerin antipatik, kimlerin saldırgan, kimlerin arkadaş canlısı ya da kimlerin doğru olduğu konusunda ciddi ipuçları sağlayacaktır.
Markanızı antipatik isimlerle özdeşleştirmek istemiyorsanız biraz microblogging yapın.

Felaket tellallığı yapanlardan sakının!
Markalara sesini duyurmak için negatif etki yaratan içerikler üretmeyi seçen kimselerden uzak durmak akıllıca bir hareket olacaktır. Günü gelince bu insanların ellerindeki silahları size çevirmesi üzücü olabilir.

Kendinizi herkese ulaşmak zorunda hissetmeyin.
Bütün Sosyal Medya’yı kucaklamak gibi ulvi bir misyonunuz olmasın. Stratejinize bağlı olarak geliştirdiğiniz konseptin doğrudan veya dolaylı sınırları dahilinde olan kişilerle temas kurabilirsiniz. Ancak, sınırları ne kadar geniş tutarsanız odağınızı o kadar dağıtırsınız.

Bütün bu seçimlerin en ideal şekilde ve %100 doğru yapılması gibi bir şey söz konusu değil. Bu iş aynı zamanda ciddi bir zaman ve insan kaynağı eforu da gerektirmekte. Yine de kendinize taraf seçerken bu filtrelerin bir kısmını değerlendirme kriteri olarak alırsanız, kumar oynamamış ve yanılma payınızı oldukça azaltmış olursunuz.

Buradan sonrasında biraz da şans ve sizin iletişim yetenekleriniz devreye giriyor…


| Filed Under: Web 2.0, PR 2.0 & Sosyal Medya |

Kendinizden ve yaratacağınız etkiyi iyi ölçüp biçtiniz. Artık kendinizden emin, insanların karşısına çıkma kararını almış durumdasınız.

Sıra, ne söyleyeceğinize karar vermeden önce, bunu nasıl yapacağınız konusunda bir mekanizma oluşturmakta.
Bu sistemi sizin için kurgulayan da büyük ihtimalle interaktif ajansınız olacak.

Bugüne kadar web faaliyetleriniz için sırtınızı güvenle yasladığınız interaktif ajansınızın da aslında -göreceli olarak- yeni sulara girmek üzere olduklarının farkında mısınız?

Tecrübe önemli…
Bir Facebook uygulaması tutmayabilir, bir viral video istenen döngüyü yaratmayabilir, bir web sitesi beklenen trafiğe erişemeyebilir…
Bir Sosyal Medya Kampanyası’nın kurgusunun başarısız olması, yalnız sizi değil, doğrudan iletişim kuracağınız ve birlikte konuşacağınız insanları da etkileyecek neticelere sebebiyet vereceğinden, sonuçları, yukarıdaki örneklerden daha üzücü olur.

Sağlam bir kurgu şart!
Ayakları yere sağlam basan bir kurguya sahip olursanız, başarı şansınız yükselir. İlginç olması tek başına yeterli olmaz. Hakkında bahsedilecek bir hikayeniz olmalı ve buna sadece kendinizin değil, Sosyal Medya katılımcılarının da inanması gerekli.

Söz konusu olan şey, itibar…
Eğer inandırıcı bir proje tasarlayamıyorsanız, hiç yapmayın daha iyi. Sosyal Medya’da yansımalarınız olumlu olmazsa bu sonuçları optimize de edemeyeceğiniz için canınız fazlaca yanabilir.

Peki, yolu kim göstermeli?
Ajansınızın pırıl pırıl web 2.0 fikirlerine kapılmadan önce, markanızı sizden daha iyi kimsenin tanıyamayacağını unutmayın.
Önünüze gelen fikirlerin uygulanabilirliklerini her zaman olduğu gibi markanın bizzat içinde olan birisi tarafından tartılması şart!

Sosyal Medya’yı bilen birileri…
Şu bir gerçek, kurumların bazı aksiyonları alabilmeleri ve interaktif ajanslarını kontrol altında tutabilmeleri için Sosyal Medya bilgisine sahip çalışanlara sahip olması artık bir gereklilik.

Özellikle hizmet sektörü için bu “diyaloğa yatkınlık” vasfı günden güne önem kazanıyor.

Markanızla Sosyal Medya denizine girmeden önce can simidiniz olacak birilerini (tercihen kurum içinden) yanınızda bulundurmakta fayda var!


| Filed Under: Web 2.0, PR 2.0 & Sosyal Medya |